OdakÇoklu bulut stratejisi: Artılar, eksiler ve ipuçları

Esneklik ve işlevsel özellikler, inovasyon başkanları tarafından çoklu bulut stratejilerinin olmazsa olmazları olarak görülüyor. Uzmanlar artıları ve eksileriyle çoklu bulut stratejilerini masaya yatırıp başarılı olmanız için tavsiyelerde bulunuyor. 
16 February 20201767

Bulut pazarının rekabetçi ortamında inovasyon başkanlarını yeni çözümlere teşvik etmek için tüm pazarlamacılar kolları sıvamış durumda. Fiyatlar arasındaki fark, işin gereksinimleri ve özellikler BT liderlerini tek bir bulut çözümünden çok çoklu bulut stratejilerine yöneltiyor. 

Çoklu Bulut nedir?

Birçok inovasyon başkanı çoklu bulut stratejileri darken iki ya da daha fazla IaaS (Infrastructure as a Service – Hizmet ortak altyapı) kullanmayı kastediyor. Bazı BT liderleri çoklu bulut tek bir IaaS üzerine Salesforce.com, Workday, ServiceNow veya benzeri tedarikçilerden SaaS hizmeti satın almak olarak değerlendiriyor. 

Ancak Gartner’ın çok daha derin bir tanımı var: Halka açık bulut çözüm tedarikçilerinden benzer tipli bulut hizmetini kasıtlı almak Gartner’a göre çoklu bulutun gerçek tanımı.  Bu bağlamda, mobil bir uygulama, AWZ ya da Azure gibi iş modellerinden beslenerek dinamik olarak hareket halinde olabilir. Bu portatif uygulamalar çalışma süreleri, güvenilirliği ve güvenliği açısından tek bir panele bağlı olarak kontrol edilir.

Gartner’ın tanımına uyan kuruluş sayısı gerçekten az. Bu kriterleri sağlamak kolay değil. Fakat çoklu bulut tanımından bağımsız olarak, yakın zamanda 1200 katılımcı ile yapılan bir araştırmaya göre kullanıcıların %52’si bulut çözümünü tercih ediyor. Bu kişilerin %81’i yine Gartner’ın 2018 Kasım ayında yaptığı bir araştırmaya göre bir veya daha fazla bulut tedarikçisi ile hareket ediyor. 

Çoklu Bulutun artıları

Çoklu bulut stratejileri farklı şekilde evrimleşiyor ancak birçok inovasyon başkanı genel olarak tek bir tedarikçi ile yol alıp ardından tek bir kişiye olan bağımlılığı kırmak adına farklı tedarikçilerin yolunu tutuyor. Şu anki bulut mimarisinde kimse tek bir firmaya bağlı kalıp bulut çözümlerinin avantajlarından mahrum kalmak istemiyor.

Teknoloji liderleri ve şirketlerdeki dijital dönüşüm yöneticilerinin çoklu bulut sistemlerine geçmesinin en önemli nedeni esneklik ve işlevsellik. 

CIO’lara göre bulut tercihlerinde öncelik esnek yapı. Yarın eğer ihtiyaç duyulduğunda ve finansal açıdan daha iyi bir seçenek gelirse, farklı iş tedarikçi ile masaya oturabilmek istiyorlar. Tek bir çözüme bağlı kalmaktan kaçınmak, bulut kullanımını lehinize çevirmek anlamına geliyor. Her sorunun üstesinden tek bir çözümle gelmek oldukça kısa vadeli bir yol. Zaman zaten böyle davrananları haksız çıkaracak

Çoklu Bulutun eksikleri

Artılarının yanında şimdi de eksileriyle çoklu bulut konusunu ele alalım. Bulut kullanımının genel amaçlarından biri giderleri kısmak. Ancak çoklu buluta geçiş yaparken tam tersine masrafların çoğaldığını görüyoruz. Aslında çoklu bulut demek aynı zamanda kabarık fatura demek.

Çoklu bulut çözümleri daha karmaşık sorunlara da yol açabiliyor. Uygulamalar mobil hale getirilip her türlü soruna rağmen veriler amaçlar doğrultusunda özelleştirilip buluta aktarılırken sonuç olumsuz olabiliyor. Buna ek olarak çoklu bulut, risk sayısının da doğal olarak yüksek olmasına neden oluyor. En azından teorik olarak olaya bu şekilde bakılıyor. Risk demek de daha geniş açıdan ele alınması gereken güvenlik sorunlarını beraberinde getiriyor. Şirketler çoklu buluta geçtiklerinde sahip oldukları veri bu hizmetler arasında gezinirken aslında saldırıya açık bir hale geliyor.

Donanım yazılım derken insan sorununu da göz ardı etmemek gerekiyor. İşlem hizmetlerini farklı bulut sağlayıcılar üzerinden alan şirketler, devletin her bir platform için çizdiği regülasyonlara uyum sağlarken yeteri sayıda kalifiye güvenlik birimlerini elde tutmakta zorlanabiliyor. Uzmanlara göre çoklu bulut uygulamasına geçen bazı şirketler üretimde 6 ay kadar geriye düştükleri görülüyor. Çünkü ekipler her bir platform için gerek güvenlik gerek yedekleme anlamında her an hazır olmamalılar ve bu oldukça zorlayıcı bir hedef haline geliyor.

Çoklu Bulut için ipuçları

Tam teşekküllü organizasyonlar, çoklu bulut uygulamalarına nadiren rastlıyor. Buna rağmen inovasyondan sorumlu kişilerin çoklu bulut macerasına yelken açtığını görmek sevindirici bir gelişme. Henüz bu terime aşina olmayanlar için çoklu buluta geçerken dikkat etmeniz gereken hususları sizler için derledik:

  • Stratejik ortaklar seçin

Geniş yeteneklere sahip stratejik bir tedarikçi seçin kendinize. Ancak diğer tedarikçiler için kapıları asla tam olarak kapalı tutmayın. Nihai bir karar vermeden önce  farklı bulut tedarikçileriyle pilot projeler yürütmenizi tavsiye ediyoruz. Bu sayede teknoloji departmanınız da çoklu bulut çevrelerinin neden olabileceği zorluklara karşı hazırlıklı olmuş olur.

  • İş arkadaşlarınızı eğitin

Bulut hizmetlerinin yararlı bir yatırım olduğuna inanıp, finans ve kaynak yapılanmalarında mutlaka yer alması gerektiği konusunda çevrenize baskı kurun. CIO’lar, bulut çözümlerinin üst yönetim ve iş birimleri tarafından tam olarak anlaşıldığından emin olmalı. İnovasyonun ve farklılaşmanın yolunu açarak bulut çözümlerinin masrafları azalttığını herkes görmeli.

  • Bulut poliçenizi oluşturun

Derhal kendinize bir bulut çözüm poliçesi oluşturun. Poliçenizin içerisinde hangi bulut çözümleriyle hangi işlerin üstesinden gelebileceğinizi, uygulama tasarımınızı ve uygulama yoğunluğunuzu belirleyin. Gelecekte ne gibi özellik ve işlevlere ihtiyaç duyacaksınız? Tüm bunları hesaba katın. 

  • Farklı ve bütünleştirici

Farklı bulut mimarileri arasında verilerinizin sorunsuz bir akıcılıkta işlemesi ve haberleşmesi lazım. Yazılım geliştirme ekipleriyle farklı bulut tedarikçilerinde yer alan çeşitli uygulamaları ve veri kaynaklarını bütünleştiren beceriler üzerinde çalışmanız iyi olacaktır. DevOps ekipleri ile birlikte çalışarak, uygulamaların farklı bulut çözümleri arasındaki uyumuna dikkat edin.  

  • İşin özü

Çoklu bulut elbette avantaj sağlayacaktır, ancak CIO’lar maliyet-fayda analizi yaparak artıları ve eksileri çok iyi tartmalıdır. Ya da şimdilik stratejik ortağınız ile yola devam edebilirsiniz. İş birimleri bulutu tam olarak kavramaya başladıkça çoklu bulut için organizasyonlarının gerekli altyapıya sahip olup olmadığını doğru şekilde tespit etmeli.

Veri Merkezi Trendlerinde Hibrit Mimari

Veri merkezleri hızla değişiyor. Müşterilerin talepleri ve ihtiyaçları değişirken, veri merkezi kapasitelerinde hızla maksimum düzeye ulaşıyor. Vertiv uzmanlarının belirlediği hibrit bilişim ve diğer trendler hakkında ek bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

  • Hibrit mimariler ana akım oluyor: Bulut bilişim, birçok işletmedeki BT stratejisinin önemli bir parçası olmaya devam ederken, işletmeler BT altyapı karmalarını ve harcamalarını uygulamalarının ihtiyaçlarına göre uyarlamaya çalışırken stratejide ince bir değişiklik görüyoruz. Hibrit mimarilerin sayısı arttığını gördükçe, her ne kadar rolü modern işletmelere en iyi hizmet edecek karışımı yansıtacak şekilde değişse de, kurumsal veri merkezinin canlı ve iyi olduğu düşüncesi de giderek daha net hale geliyor.
  • Yeni yarış olarak kurulum hızı: Teknolojiler ve sistemlerdeki yetenekler erişilebilir oldukça, veri merkezi ve BT yöneticileri, ekipman seçimi için sayısı artmakta olan diğer kriterlere yönelecek. Maliyet her zaman ayrıştırıcı bir kriterdir, ancak kararlar gitgide varlıkların ne kadar hızlı kurulabilecek olmasına bağlı olacaktır. Diğer tüm faktörler birbirine yakın olduğunda, kurulum ve aktivasyon hızındaki herhangi bir avantaj ana belirleyici faktör olabilir. Bu durum özellikle bilişimin uç noktalara doğru kaydığı ve veri iletimindeki gecikmelerin hizmet ve gelir kaybı anlamına geldiği günümüzün dağıtık ağlarında daha doğru. 
  • Ortalama kabinet yoğunluğu aynı kalıyor ama…: Ortalama kabinet yoğunluğu marjinal artışları en iyi şekilde yansıtıyor olsa da, makine öğrenimi ve derin öğrenme gibi yapay zeka (AI) ile ilgili gelişmiş uygulama ve iş yüklerindeki büyümenin hızlanması, yüksek performanslı bilgi işlem birimlerini gerekli ve daha yaygın hale getirecektir. Vertiv uzmanları, 2020 yılında bu alandaki erken geçişlerin savunma, gelişmiş analitik ve üretim alanlarında olacağını bekliyorlar. Bu da, 2021 yılı ve sonrasında çok daha yaygın bir geçişin temelini oluşturuyor. Bu kabinetler şu ana kadar toplam kabinetlerin küçük bir yüzdesini temsil ediyor, ancak yine de henüz bilinmeyen güç ve soğutma sıkıntılarını ortaya çıkartabilirler. Doğrudan sıvı soğutmaya olan artan ilgi, yüksek performanslı bilgi işlem ihtiyacını da göstermektedir. 
  • Aküler hakkını verecek. 2016 yılında Vertiv uzmanları, lityum iyon akülerin veri merkezinde kendilerine yer bulacağını öngörmüştü. Bu öngörü lityum iyon akülerin günümüzde UPS güç kaynağı pazarında önemli bir paya sahip olmasına baktığımızda, doğru çıktı. Bu pay büyürken, daha az yer kaplamaları ve daha az bakım gerektirmelerinin sunduğu avantaj sebebiyle edge veri merkezlerine doğru genişliyor. Sonraki aşamada lityum iyon ve ince plaka saf kurşun (TPPL) gibi yeni akü alternatiflerinin maliyetleri sundukları esneklik ile dengelenecek. 2020 yılı içinde daha fazla işletme şebekelerin kararlılık kabiliyetini artırmak ve yoğun tüketim esnasında takviye amacıyla bu pillerdeki depolanmış enerjiyi enerji şirketlerine geri satmaya başlayacak. Bunun veri merkezi endüstrisinde sürdürülebilirlik konusunda daha büyük diyalogların önemli bir parçası olmasını da bekleyebilirsiniz. 
  • Küresel çapraz ilham: ABD, özellikle Silikon Vadisi, dijital dünyanın ve veri merkezi gelişiminin merkez üssü oldu, ancak artık inovasyon her yerde gerçekleşiyor. Kayda değer farklılıklara sahip paralel bir dijital ekosistem Çin’de ortaya çıkıyor. Avrupa ile Avustralya, Yeni Zelanda ve Singapur gibi diğer Asya ve Güney Pasifik pazarlarındaki veri merkezleri, veri gizliliği, kontrolleri ve sürdürülebilirliği konularındaki belirli bölgesel konulara problemlere dayalı geleneksel uygulamalardan ayrışıyor ve dönüşüyor. Örneğin, Genel Veri Koruma Yönetmeliği’ne (GDPR) uygunluk, tüm dünyada veri yönetimi konusundaki zorlu kararlar verilmesini gerektiriyor. Bu konular ve çevresel etkilere daha fazla dikkat edilmesi, hibrit mimariler ile kurum içi bilgi işlem ve veri depolamanın değeri hakkında yeni düşüncelere yol açıyor. Çin’de bazı veri merkezleri verimliliği artırmak ve maliyetleri azaltmak için üretici tarafından değişikliğe uğratılmış sunucularda 240V DC güç kaynağı kullanıyor. DC gücü, ABD veri merkezleri için uzun zamandır teorik bir hedefti ve bugün Çin’deki modelin dünyanın diğer bölgelerinde gerçekleştiğin öngörmek zor değil.