Kurak topraklardaki su ‘kumaş beton’ ile depolanıyor!

0

Deploy Tech Kurucu Ortağı ve CTO’su Beren Kayalı:Konvansiyonel su tanklarını kırsal kesimlere adapte etmek yerine, bu bölgelerin ihtiyaçlarına uygun su depolama sistemleri sağlıyoruz.”

İngiliz Kraliyet Ailesi eğitim bursunu almaya hak kazanan ilk Türk olan Beren Kayalı, başarılı bir kadın girişimci. Darüşşafaka’dayken tanıştığı robot kulübü ise Beren Kayalı’nın hayatında bir dönüm noktası oldu. Afrika’nın en büyük gecekondu mahallesine yaptığı ziyaret sonrasında geliştirdiği proje de Kayalı’ya ‘Yılın En Genç Innovator’ü ödülünü kazandırdı. Sosyal sorumluluk ve teknolojinin bir araya gelerek ortaya çıkardığı bu başarı öyküsünün detaylarını, Beren Kayalı’dan dinledik…

Beren Hanım sizi tanımakla başlayalım sohbetimize…

2003 yılında Darüşşafaka sınavını kazandım ve 10 yıl boyunca Darüşşafaka’da yatılı okudum. Liseye geçerken okulun robot kulübüne girdim ve benim için yeni bir dünya açıldı. Legolardan robotlar yapıyordum ve bir anda kendimi daha büyük boyutlu mekatronik robotlar yaparken ve yarışma için her sene Amerika’ya giderken buldum. 

Üniversiteye geçerken Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği ilk tercihimdi ve onur derecesiyle 4 yılda mezun oldum. Fakat teknik bir üniversitede makine mühendisliği okumayı tercih ederdim. Her şeye rağmen, Boğaziçi’ni Boğaziçi yapan içindeki öğrenciler ve ben de sıra arkadaşlarımdan kendime çok şey kattım. Üniversite son sınıftayken de Siemens, Darüşşafaka Robot Kulübü’ne sponsor olmuştu ve makine mühendisi bir mentör arıyorlardı. Benden haberdar olunca hemen tanışmak istediler. 3 ay yaz stajımı yaptığım Siemens’te, kış döneminde de Siemens mühendisi olarak robot kulübüne mentörlük yaptım. Aynı yıl içinde yurt dışı yüksek lisans başvurumu tamamladım ve kabul cevabı aldım. Yüksek lisans ücretini denkleştirmek ve burs bulabilmek için 1 yıl Türkiye’de kalıp çalıştım. Sonra da 2018 yılında Birleşik Krallık’ta, Imperial College London ve Royal College of Art tarafından verilen İnovasyon Tasarım Mühendisliği çift masterına başladım.

Masterda okurken, British Airways’in 100. yılını kutlayan bir yarışmaya katılıp ‘Geleceğin Uçuş Deneyimi’ni tasarlayarak takım arkadaşlarımla birlikte ödül kazandım. Londra’nın en prestijli galerilerinden Saatchi Gallery’de tasarımımı sergileme imkanım oldu. Bunun akabinde, Royal Commussion 1851 tarafından Endüstriyel Tasarım bursu aldım. Okuldan mezun olduktan sonra da partnerimle birlikte Deploy’u kurduk. Bu sene de Birleşik Krallık’ta ‘Yılın En Genç Innovator’ü ödülünü kazandım.

Deploy Tech’in hikayesinden de bahseder misiniz?

Master programında, ilk seneki projelerimizden birisi “GoGlobal” adlı bir modüldü. Bu proje kapsamında 4 hafta Kenya, Nairobi’de kalarak atık ve geri dönüşüm projeleri üzerinde çalışıp, yerel halkın bu konudaki sorunlarını çözmeye çalıştık. Hafta sonu gezilerinden birinde Afrika’nın en büyük gecekondu mahallesine ziyarete gittim ve nasıl yaşadıklarını görmek beni döndükten sonra bile çok etkiledi. 3 milyondan fazla nüfusu olan tek bir mahallede akan çeşmeleri ya da suları yoktu. 3 milyon kişi için tek bir ortak tuvalet alanı vardı ve mahallenin ortasından kanalizasyon, nehir şeklinde akıyordu. 4-5 ay boyunca musluğu her açışımda Kibera’da gördüklerimi hatırladım. Babası gibi inşaat mühendisi olan iş ortağım Paul Mendieta, babasının hafta sonları eşekle ya da atla -çünkü arabayla gidilecek yolları yok- Güney Amerika’ya giderek böyle kırsal kesimlerde yaşayan insanlara gönüllü olarak su depoları yaptığından, kendisinin de küçükken bu köylerin su sistemi açılışlarına gidip festival gibi kutladıklarından bahsetti. Yaptığımız vaka çalışmalarına göre, su altyapısının en meşakkatli ve en pahalı kısmı su tanklarıydı. Biz de bu noktaları birleştirerek Deploy’u kurduk. Amacımız; şehir hayatı için tasarlanmış konvansiyonel su tanklarını kırsal kesimlere adapte etmek yerine, onların ihtiyaçlarına uygun su depolama sistemleri sağlamak ve hayatlarına dokunabilmek.

Bahsettiğim konvansiyonel yapılar çimento, çelik, çakıl gibi ağır yapı malzemeleri gerektiriyor ve 2000 haneli bir köy için 14 ton malzemeyi optimum lokasyona taşımak anlamına geliyor. Beton bir su tankı yapımı 3 aya kadar zaman alabiliyor ve çok fazla işçilik gerektiriyor. Deploy olarak, bu sorunların hepsini çözüyoruz. Kumaş beton teknolojisiyle su depoları kuruyor ve ortalama %80 oranında daha az karbon salınımı yapıyoruz. Deploy su tankları için Concrete Canvas adında özel bir malzeme kullanıyoruz ve bu malzeme 150 mm olan beton duvar kalınlığını 6 mm’ye indirgiyor. Bu sayede 14 ton malzeme yerine 500 kg’nin altında su tankları üretmiş oluyoruz. Bu hem malzeme hem de taşıma sırasında büyük karbon salınımı düşüşü sağlarken, arazinin engebeli olduğu yerlere bile tankların kolayca kurulmasını mümkün kılıyor. Kurulumu da yalnızca 24 saat sürüyor. Kurulum alanında ise su tankını basit bir inflatöre bağlıyoruz ve şişmeye bırakıyoruz. Bu süre zarfında tankı suluyoruz ve 24 saat bekliyoruz. Ertesi gün kullanıma hazır hale geliyor ve içini suyla dolduruyoruz.

Sürdürülebilir enerji ve kaynaklar için çevreci bir inovasyon olan girişiminiz, özellikle su sıkıntısı olan bölgeler için bir umut ışığı. Bu fikri daha da genişletmeye yönelik hedefleriniz var mı?

İlk hedefimiz; tarım ve hayvancılık için kullanılması ve sonrasında afet yardımı ya da önceden bahsettiğim kırsal kesimlerdeki bölgelere içme suyu ve sanitasyon sağlamak. İleriki hedefimiz ise orman yangınları ve yangın kontrol çalışmaları üzerine. Avustralya’da son yaşanan yangınlardan sonra yürürlükte olan yeni bir yasa var: Kırsal kesimlerde mülkü olan herkesin en az 40.000 Litre kullanıma hazır su bulundurması gerekiyor. Bu depolanmış suyun, olası bir yangın durumunda itfaiye ekiplerinin kullanması için yasa tarafından zorunlu olarak 365 gün kullanıma müsait olması gerekiyor. Deploy ailesi olarak, geçtiğimiz yaz Türkiye’de ve Avrupa’nın genelinde yaşanan ve bir türlü söndüremediğimiz yangınları, eskinin hazırlıksızlığı olarak geride bırakmak istiyoruz.

Hem yenilikçi fikirlerinizin temelinde hem de iş süreçlerinizde yeni nesil teknolojilerden yararlanıyor musunuz, nasıl?

Ben teknolojiye çok meraklı birisiyim. Boğaziçi Üniversitesi’nin bana kattığı en iyi şeyin kendi kendime öğrenme becerisi olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, okulda öğretilmeyen şeyleri bile kendi kendime öğrenmeyi seviyorum. Deploy’da kullandığımız yeni teknolojilerden bir tanesi 3D yazıcı. Hızlı prototipleme, işimin büyük bir parçası olduğu için 3D yazıcıya sahip olmak hayatı çok kolaylaştırıyor. İstediğimiz geometriyi ve tasarımı hızlıca deneyip başka bir malzemeden üretilmesi için üreticiye yollayabiliyoruz. 

Yenilikçi fikir bulma konusuna da değinmek istiyorum. Özellikle master yaparken, İngiltere’de aldığım her şeyi 10’la çarpmam gerekiyordu ve kavram kanıtlama aşaması için yaptığım prototiplerde genelde mutfak ürünlerini kullanmaya başlamıştım. Kürdan, alüminyum folyo, jelibon, blender… Aklınıza gelebilecek her şeyi prototip malzemesi olarak kullanmışımdır. Yenilikçi fikir bulmak için üst seviye yapay zeka ya da büyük veri kullanmanıza gerek yok aslında, genelde gözlem yeteneğinizi kuvvetlendirmeniz yetiyor. Bazen “havalı” görünen bu teknolojiler, over-engineering dediğimiz gereğinden fazla mühendislik kullanılmış ürünler tasarlamamıza neden oluyor. Benim için kullanıcıyı gözlemleyerek başlamak en önemlisi. Teknoloji beni çözüme götüren araç.

Girişimcilik ekosistemine de değinmek istiyoruz. Bir kadın girişimci olarak, bu yolculuktaki deneyimlerinizi anlatır mısınız? Zorlukların üstesinden nasıl geldiniz? Sizce bir girişimciyi neler motive eder?

Aslında Birleşik Krallık’a gidene kadar Türkiye’de çok steril bir ortamda yetişmişim. Ne Darüşşafaka’da ne de Boğaziçi’nde kadın olmam nedeniyle ön yargıya uğradığımı hatırlamıyorum. Genelde “yapacağım” diye konuşmak yerine “yaptım, işte sonuç” demeyi tercih eden biriyim. Bu nedenle, bana olan saygıyı kendimin oluşturduğunu düşünüyorum. Biri bana “bunu yapsan da çalışmaz” dediğinde ben çoktan aklımda işe koyulmuş ve beynimin içinde simülasyonlara başlamış oluyorum. 

Bir anımdan bahsetmek isterim. Masterım için Royal Commission 1851 tarafından aldığım burs, genelde İngiliz vatandaşlarına veriliyor ve benimle aynı yıl başvuran bazı erkek İngiliz arkadaşlarım bu bursu alamadı. Sonra duydum ki kadın olduğum için bu bursu almışım. Bunu bir bahane olarak gördüğüm için güldüm geçtim. Bunu dillendiren kişi de stüdyoda yanımda oturan, her teknik sıkıntısında yardım etmeye çalıştığım, benim gibi bir makine mühendisi. Teknik bir projede benim projemin çalışıp onunkinin çalışmadığını hatırladım ve neden benim bu bursu kazanmamı dert ettiğini anlamış oldum. Ben sadece kendi karakterime, kendi reaksiyonlarıma odaklanabilirim. Herkes kendi yoluna bakmalı diye düşünüyorum çünkü gidilecek yol önümüzde. Kadın ya da erkek olsun, herhangi birisi haksızlık yaptığında şikayet etmek yerine, bundan da öğrenilecek bir dersim vardır deyip “kendi yoluma” devam ediyorum, nasıl çözerim diye kafa yoruyorum ama kendimi de harap etmiyorum. Etrafımı da böyle insanlarla donatmaya çalışıyorum. Dolayısıyla girişimci arkadaşlarıma da bunu yapmalarını öneriyorum.

Lisede katıldığım robot yarışmasını şimdi Türkiye’de de düzenliyorlar. Konuşmacı olmamı istediklerinde kadınlara, kız çocuklarına “elinin hamuruyla nasıl robot yapılır gösterin diyorum”. Amacım; kimsenin inkar edemeyeceği başarılar elde ettiklerinde, kendi saygınlıklarını kendilerinin yaratacaklarını vurgulamak. 

Motivasyon kısmına gelecek olursak… Pandemiyle birlikte benim için bu kısım çok değişti. Deploy’u yatırımcılarımızı gerçek hayatta görmeden kurduk. Türkiye’ye bile uçuşların durduğu bir zamanda, dünyanın her yanına gitmesi planlanan bir su tankı projesine giriştik. Her şey çok belirsizdi. Eğer Deploy için yatırım bulamazsak başka bir B planımız yoktu. Pandemide 9-5 iş bulmak bile çok zordu. Evde geçen bir yılın ve mental olarak yıpratıcı bir sürenin ardından şuna rastladım; “motivasyon aslında şişirilmiş bir balon, önemli olan öz disiplin”. Bir anda anladım. Lise sonda üniversiteye hazırlanırken kaç saat masanın başından kalkmadan test çözüyordum hatırlamıyorum. Sınava doğru, uyanık olduğum tüm süreçte neredeyse test çözüyordum, deneme yapıyordum. Başlarda çok zorlanmıştım fakat sonra her gün dozunu artıra artıra daha da üzerine gittim. “Diğer insanlara nasıl yetişeceğim” diye kaygılanırken annem ve öğretmenlerim çok büyük destek oldu ve bana hayatta başka değerli bir ders öğrettiler: İstikrar. Bence insanlar motivasyona değil öz disipline odaklanmalı. Önemli olan “her şeye rağmen” o yapman gerektiğini bildiğin şeyi yapmak çünkü sen yapmazsan kim yapacak ki senin için? Üniversite sınavı anımda olduğu gibi, hayattaki pek çok test zekanızı, mutluluğunuzu, motivasyonunuzu değil irade ve istikrarınızı ölçüyor. Bir şeyde “usta” olmak için 10.000 saatinizi ayırmanız gerekiyor. Günde 16 saat ayırdığınız bir işte ancak 2 yıl sonunda uzman hale geliyorsunuz. Eğer 10.000 saat daha dolmadıysa, gidecek daha yolunuz da var demektir. Pes etmeyin!

İklim krizinin her geçen gün arttığı bu dönemde, 2022 yılı ve yakın gelecekte hayata geçirmeyi planladığınız, farklı konularda benzer projeleriniz olacak mı?

Şu an için sadece Deploy’a odaklıyım. İleride Deploy’un üretim hattını başka ülkelerde de kurmak istiyoruz. Deploy’la birlikte bir misyon için yola çıktık. Dünya üzerinde hala 2 milyar insan temiz içme suyuna ulaşamıyor, 4 milyar insan ise temiz sanitasyona sahip değil. Umarım orman yangınlarının bedelini bu yaz bu kadar ağır ödemeyiz ancak görünen o ki her sene Amazon ormanları, Kaliforniya, Avustralya hatta ülkemiz, iklim değişimi nedeniyle bu kayıpları vermeye devam edecek. Bu sorunlara merhem olmadan başka bir proje planımız yok. 

Comments

Comments are closed.

Login/Sign up