Röportajlar“Dijital dönüşüm ile şubeler satış noktasına dönüşecek!”

Ali Tuğlu ile AlbarakaTech’i, dijital dönüşüm süreçlerini, Turkcell ile olan iş birliklerini ve elbette gelecek planlarını konuştuk..
8 February 20214583

Islak imza gereksiniminin azalmasıyla birlikte şube ile ilgili önemli bir dönüşüm evresinin yaşandığını söyleyen AlbarakaTech Global CEO’su Ali Tuğlu, “Bu yeni dönemde bankacılık sistemi yoğun emekle çalışan kurumlardan teknoloji şirketlerine doğru dönüşüyor. Bu anlamda bankacılık tarafında ilginç bir dönemin başladığını göreceğiz. Şube dışı kanallar daha da öne çıkacak ve iş süreçleri ciddi anlamda değişecek.” diyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği mezunu Ali Tuğlu… Ardından Virginia Tech Üniversitesi Bilgisayar Bilimi Bölümünde yüksek lisansını tamamlayan Tuğlu, bir süre ABD’de yazılım mühendisi olarak çalışmasının ardından, 1997 yılında Türkiye’ye dönüyor. Bu süreçte 13 yıllık önemli bir bankacılık tecrübesi oluyor Ali Tuğlu’nun. Şu anda ise 6 yıldan uzun bir zamandır CIO görevini üstlendiği Albaraka Türk’ün finans ve teknolojiyi bir araya getiren yeni oluşumu AlbarakaTech Global’ın CEO’su olarak profesyonel hayatına devam ediyor.

“AlbarakaTech Global ile ürün ve hizmetlerimizi finans sektörüne sunmayı hedefliyoruz”

Ali Tuğlu, Albaraka’nın teknolojiyi en iyi kullanan bankalardan biri olma hedefinin, AlbarakaTech Global’ın temelini oluşturduğunu söyledi. Böyle bir teknoloji şirketinin hangi ihtiyaçtan gündeme geldiğini ise Tuğlu şöyle anlattı:

“Albaraka Türk, 2015’te tamamlanan büyük bir dönüşüm projesinin ardından gerek bankacılık ürünleri gerekse teknolojik altyapı tarafı açısından farklı bir noktaya geldi. AlbarakaTech Global, bir taraftan da bu deneyimi Albaraka Türk dışında da paylaşmak amacı ile kuruldu. Amacımız bir yandan Albaraka Türk’ün dünyanın en iyi katılım bankası olma vizyonuna daha fazla katkıda bulunabilmek iken aynı zamanda, geliştirilen ürün ve hizmetleri Albaraka Bankacılık Grubu’nun diğer 16 ülkedeki bankalarında ve finans sektörünün geri kalan kısmında da sunabilmek. Bu amaçla Albaraka Türk bünyesinde hizmet veren tüm yazılım geliştirme fonksiyonlarını AlbarakaTech Global çatısı altında topladık. BT Altyapı ve Operasyon Müdürlüğü ekibimiz ise Albaraka Türk bünyesinde hizmet vermeye devam ediyor. Artık bir CIO rolünden ziyade, kendimi bir teknoloji şirketi yöneticisi olarak görüyorum. Sanırım enerjinin doğru yönlendirilebilmesi anlamında hem banka hem de bizim tarafta çok daha verimli bir döneme girdik. Geliştirilen ürünlerin nihai değerlendirmelerinin çok daha rasyonel yapılabileceğini, doğru ve karlı projelerin daha hızlı belirlenebileceğini ve teknolojik gelişmelerin daha hızlı ve yakından takip edilebileceğini görüyoruz.”

“Yeni dönemde şubeler, satış noktası olacak”

Son dönemdeki dijital dönüşümün hızlanmasıyla birlikte bankacılık dinamiklerinde ciddi bir değişimin söz konusu olduğunu söyleyen Tuğlu, bu durumun Albaraka Türk’teki yansımalarını da değerlendirdi:

“Öncelikle bankalar olarak, evlerimizden çalışarak da koskoca bankaları idare etmenin mümkün olduğunu gördük. Özellikle back-office tarafında yapılan işler mekan bağımsız, dağıtık olarak gayet rahat yapılabiliyor. Şube tarafı, tüm bunlara rağmen varlığını ispat etti. Şube işlem hacimleri düştü ama henüz şubecilik bitmiştir diyebileceğimiz bir sinyal almadık. Burada alışkanlıkları ve kültürel farklılıkları bir numaralı neden olarak düşünüyorum. Başka türlü açıklamak mümkün değil; çünkü mobil ve internetten yapılamayan işlem tipleri inanılmaz miktarda azalmış durumda.”

“Regülasyon tarafında ise kimlik doğrulamanın uzaktan yapılabilmesine izin veren değişikliklerin gelmesi ile birlikte, yepyeni bir dönem başlıyor. Islak imza gereksiniminin azalması ile birlikte, şube ile ilgili çok önemli bir dönüşüm evresine giriyoruz. Bu yeni dönemde şubenin operasyonel bir işlem noktası olması için hemen hemen hiçbir neden kalmıyor. Şubelere ihtiyacın azalacağını, şubelerin satış noktasına döneceğini ve fiziksel olarak da küçüleceklerini tahmin etmek mümkün. Bu anlamda bankacılık tarafında ilginç bir dönemin başladığını göreceğiz; çünkü geleneksel olarak bankacılık, neredeyse kuruluşundan beri şube üzerinden bir iş modeli geliştirmişti. Islak imza gereksiniminin ortadan kalkması ile birlikte şubelerin, iş modelinin ana bileşeni olma özelliğini kaybedeceğini düşünüyorum.”

Ali Tuğlu’ya bankacılık sektörünün kuşkusuz en önemli unsuru olan güvenliği de sorduk. İçinde bulunduğumuz süreç içerisinde ise Albaraka Türk’teki güvenlik çalışmaları hakkında Tuğlu, şunları paylaştı:

“Güvenlik, bankalar açısından iş yapış şeklimizin doğal bir parçası. Dış müşteri açısından risklerde çok farklı bir şey yoktu son dönemde. İç müşteri açısından, evden ilk defa çalışan çalışanlarımızın uzaktan erişim nedeniyle maruz kaldıkları olası riskleri yönetmeye çalıştık. Aslında teknolojik olarak bu altyapı tüm bankalarda COVID-19 öncesinde de aktif ve güvenli bir şekilde kullanılan ama daha küçük grupların kullandığı altyapılardı. Burada en önemli risk teknolojik değil insan riskiydi. O yüzden banka çalışanları açısından bakıldığında, güvenlik eğitimlerinin artmış olduğunu tahmin ediyorum. Özellikle kurum içi oltalama testlerinin tüm kurumlarda yoğun olarak uygulandığını tahmin etmek zor olmaz.”

“Bankacılık sektörü, yoğun emekle çalışan kurumlardan teknoloji şirketlerine doğru dönüşüyor”

Bankacılık ve finans özelinde bildiğimiz gibi verinin ve veri analitiğinin önemi oldukça büyük. Bu noktada Ali Tuğlu’ya bu alanda yaptıkları çalışmaları ve bankaların yakında bir IT şirketi gibi çalışıp çalışmayacağını sorduk. AlbarakaTech Global kurulurken, odaklanacağı alanlardan ikisi olarak yapay zeka ve veri analitiğinin belirlendiğini söyleyen Tuğlu, bunun bir süredir özellikle çalışılmış bir senaryo olduğundan bahsederek. konuyu şöyle detaylandırdı:

“Uzun zamandır Albaraka Türk bünyesinde bu alanlarda bir odaklanma vardı; yapay zeka ve veri analitiği grubunun BT bünyesinde oluşturulması, yabancı ve yerli danışmanlık firmaları ile uzun yıllardır yapılan çalışmalar, 1 yıl süren çok kapsamlı yapay zeka akademisi ile tüm yazılım gruplarının yetkinliklerinin artırılması ve tabii ki çok sayıda proje… AlbarakaTech Global bünyesinde Yapay Zeka Müdürlüğü bir mükemmeliyet merkezi olarak çalışacak; çekirdek bir ekip ve tüm yazılım geliştirme içinde dağıtık olarak çalışan yapay zeka uzmanları…”

“Biz yapay zeka problemlerini sadece teknik olarak çözülmesi gereken bir problem olarak ele almıyoruz. Odağımızda, ürettiğimiz her yapay zeka ürününün değer üretmesi bulunuyor. Çok başarılı performans gösteren bir yapay zeka ürününün süreçlerde doğru konumlandırılmadığı takdirde istenen değeri üretemediğinin farkındayız. Bundan dolayı yapay zeka problemlerinde problemin geçtiği süreçleri detaylı ele alarak, iş süreçlerini iş sahipleri kadar içselleştirerek projeleri yürütüyoruz. Teknik olarak ise güncel yaklaşımlar ışığında geliştirdiğimiz yapay zeka modellerini servis olarak hizmet verebilecek şekilde mikro servis mimarisinde üretime alıyoruz. Veri analitiği tarafında şu ana kadar ağırlıklı olarak müşteri analitiği projeleri yapıldı. Yeni dönem projelerine baktığımda bunun yanı sıra kredi analitiği, risk analitiği ve çalışan analitiği gibi konuları da görüyorum. Yapay zeka tarafında yıllardır odaklandığımız chatbot projelerinin yanında ise Sahtekarlık Tespiti, Fiyatlama ve El Yazısı Tanıma projelerinden oluşan bir gündemimiz var.”

“Verinin önemi tüm işletmeler için çok öne çıktı. Hepimiz verilerimiz konusunda hassasız. Bu söylediklerim hem bireyler hem de kurumlar için geçerli. Bankalar bunun dışında kalamaz. Veri ile ilişkisi açısından bakıldığında, bankacılık muhtemelen bu konuda en tecrübeli olan sektörlerden biridir. Veriyi değere dönüştürmek ve veri ile fark yaratmak istiyorsanız, tüm süreçlerinizi buna göre değiştirmeniz gerekiyor. Bunun sonucunda insansız, algoritmik iş modellerinin hayata geçtiğini görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Teknolojiye şekil veren insanların yanınızda olması ile bunlar mümkün oluyor. Bu açıdan bakıldığında bankacılık sektörü de yoğun emekle çalışan kurumlardan teknoloji şirketlerine doğru dönüşüyor.”

“Hedefimiz; ekosistemin tüm oyuncularına ihtiyaç duydukları teknoloji desteğini sunmak”

Finans kuruluşu olmasının yanında fintech girişimleri de olan Albaraka Türk’ün kapsamlı bir teknoloji ve girişim ekosistemi oluşmuş durumda. Bu ekosistemin detaylarından bahseden Tuğlu, mobil süreç ve teknolojilerin gelişimiyle sunulan çözümleri de anlattı:

“Teknoloji ve girişim ekosisteminde ilk olarak, Albaraka Portföy’den bahsetmek gerekir. Albaraka Portföy, bir yandan bireysel ve kurumsal tarafta yatırım fonları yönetirken, öte yandan kurmuş olduğu girişim sermayesi ve inovasyon fonları ile start-up ve teknoloji şirketlerine de yatırımlar yapmakta. Bu ekosistemdeki bir diğer önemli şirket Insha Ventures. Insha Ventures, Albaraka Türk bünyesinde başlatılmış olan girişimlerin büyütülmesi ve bağımsız birer şirkete dönüşene kadar yönetilmesi amacıyla kurulan şirketimiz. Başta Almanya’da kurduğumuz Neobank’ımız Insha olmak üzere Alneo, NakitBasit, Semosis ve KimlikBasit bu girişimlerden bazıları. Ekosistemin teknoloji ayağını ise bizim şirketimiz AlbarakaTech Global oluşturuyor. Bizim de hedefimiz bu ekosistemin tüm oyuncularına ihtiyaç duydukları teknoloji desteğini sunmak. Burada ayrı bir şirket olmasa da Albaraka Garaj’dan da bahsetmek lazım. Albaraka Garaj, erken-evre girişimcilere fon, lokasyon, eğitim ve koçluk hizmetlerini karşılıksız sunan bir hızlandırma programı. Albaraka Garaj diğer şirketlerden farklı olarak Albaraka Türk bünyesinde yönetilmekte.”

“Özellikle bu ekosistem açısından bakıldığında, Açık Bankacılık tarafında sunmuş olduğumuz API’lerimiz çok önemli bir rol oynamakta. Bunun yanı sıra, Türkiye’de Mikroservis tabanlı yazılım geliştirme alanında öncü kurumlardan biriyiz. 2016’dan yılından beri Mikroservis tabanlı yazılımlar geliştiriyoruz ve tamamen bu şekilde geliştirilmiş bir Mobil Framework’ümüz bulunmakta. Ekosistem desteği konusunda örnek vermek gerekirse; Insha modeli iyi bir örnek. Insha’nın Almanya’da hayata geçirilmesi sırasında bir BaaS (Banking as a Service) çözümünü Ana Bankacılık tarafında kullandık ve bu kurumun bankacılık lisansını paylaştık. Teknoloji tarafında bizim tek yapmamız gereken, var olan Mobil Framework’ümüzü temel alarak müşterilerin kullanacağı mobil uygulamaların yazılması oldu. Bu kısım AlbarakaTech Global kaynakları ile hayata geçirildi. Bu şekilde tüm ekosistemimizde gereken yerde gereken desteği veriyoruz, çözümün tamamının bizde olması gibi bir beklenti yok.”

“Turkcell ile yakın çalışmamızın getirdiği sinerji, proje sayımızı da arttırdı”

Ali Tuğlu, Turkcell’in Albaraka Türk’ün en önemli teknoloji tedarikçilerinden biri olduğunu söyleyerek Turkcell ile yürütülen iş ortaklıklarına da değindi:

“Turkcell ile çok sayıda kritik projede birlikte çalışıyoruz. Toplamda 13 değişik projemizi Turkcell ile yürütüyoruz. MPLS VPN, Kurumsal İnternet, Veri merkezleri arasında direkt fiber bağlantı, Kurumsal Veri Hattı Hizmetleri, 4G Hizmeti, Kurumsal Wifi Hizmeti, RadioLink Hizmeti, DDOS Koruma, VOIP, Bulk ve OTP SMS, GSM Hizmeti, DRC amaçlı kullandığımız Veri Merkezi Hizmeti ve MSISDN Hizmeti. Geniş bir liste. Yıllar içinde, yakın çalışmanın getirdiği sinerji ile listemiz de uzadı.”

“Sahip olduğumuz inisiyatifler ile değişime ayak uydurmada zorluk çekmeyeceğiz”

Albaraka Türk’ün gelecek planlamalarını ve hedefleri arasında hangi başlıkların yer aldığını sorarak tamamladığımız sohbetimizde Ali Tuğlu, girişimcilik konusunda da atik olduklarını gösteren değerli bilgiler
paylaştı. Tuğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Son 5 yıla baktığımızda, bankacılık sistemine etkisi olan önemli gelişmeler oldu. Teknolojinin geniş kitlelerce daha yaygın olarak kullanılmaya başlaması, fintechlerin bankalar ile rekabet edebilecek çözümler geliştirmeleri ve pandemi bunlara örnek olarak verilebilir. Albaraka Türk olarak, tüm bunların öncesinde, start-uplara destek olmak, girişim sermayesi fonları kurmak, bizzat banka olarak girişimcilik yapmak ve en önemlisi finansal ekosistemler oluşturmak için planlar yaptık ve ardından hayata geçirdik. Bu yeni döneme Albaraka olarak çok hazır girdiğimizi düşünüyorum. 4 yıllık bir start-up hızlandırma programı olan, çok sayıda fintech’e çekirdek yatırımı yapmış, kendi girişimleri için girişim şirketi kurmuş, hem özel hem de borsada işlem gören girişim sermayesi fonlarına sahip ve bunların dışında tüm bu ekosisteme destek olan ayrı bir teknoloji şirketi sahibi olan çok fazla bankanın olduğunu sanmıyorum. Sanırım, saymış olduğum tüm bu inisiyatifler sayesinde, değişime ayak uydurmak konusunda çok zorluk çekmeyeceğiz.”

Related Posts